BEL AĞRILARI



Bel ağrısı, çok sık görülmesi, önemli maddi kaynak, iş gücü ve zaman kaybına neden olması nedeniyle önemli bir sağlık sorunudur. Yetişkin kişilerin en sık doktora başvurma nedenlerindendir. Özellikle gelişmiş ülkelerde fiziksel aktivitenin azalması, obesitenin artması gibi nedenler görülme sıklığını arttırmaktadır. Her yaşta ve cinsiyette görülebilmektedir.

Bel ağrılarının nedenleri

Bel bölgesi vücudun ağırlık merkezidir ve hemen hemen yapılan tüm vücut hareketlerinden etkilenir. Dolayısıyla sürekli ve yineleyen zorlamalara maruz kalan bir bölgedir. Belli vücut hareketleri sırasında bele akseden yük tahmin edilenin çok üzerindedir. Örneğin, dizleri kırmadan öne doğru yapılan eğilmelerde bel bölgesine yansıyan yük vücudun belden yukarı kısmının ağırlığından yaklaşık 5-6 kat fazladır. Otururken dahi bele binen yük vücut üst bölgesinin ağırlığından birkaç kat fazladır.

Omurlar arasında bulunan ve disk olarak isimlendirdiğimiz oluşumları kabaca omurganın amortisörleri olarak nitelendirebilir. Çevresi çok sağlam doku ile çevrili içinde yoğun kıvamda bir sıvının bulunduğu bu oluşumlar omurganın esnekliğini ve aynı zamanda yükün dağıtılmasını sağlarlar. Ancak bu mekanizmanın sağlıklı çalışabilmesi için omurga çevresindeki bağların ve kasların, bel ve karın kaslarının da yeterince güçlü ve esnek olması gerekir. Orta yaşlardan itibaren belirginleşen doku yaşlanması doğal olarak diskleri, bağları ve kasları da etkileyecek ve bu yapıların giderek zayıflamasına, esnekliğinin azalmasına ve yüklenmeye karşı daha dayanıksız hale gelmesine yol açacaktır. Yaşlanmanın getirdiği bu olumsuzluklara birde hareketsizliğin getirdiği zayıflık ve esneklik kaybı eklendiğinde veya yeterince güçlü olmayan bu yapının dönem dönem ve hazırlıksız olarak aşırı yüklerle karşılaşması durumunda bel fıtığı gibi hasarların oluşması beklenilen bir durumdur.

Bel ağrıları yukarıda belirtilen yüklenme ve dejenerasyona bağlı etkiler sonucu ortaya çıkabilmekte kireçlenme, bel kayması, disk kayması (bel fıtığı) gibi pek çok tanılarla karşımıza çıkabilmektedir. Bununla beraber iç organlardan (böbrek, pankreas gibi), damarsal yapılardan (aort anevrizması gibi), kadın hastalıkları (rahim ve yumurtalıklardan kaynaklanan), kanser veya kanserin bu bölgeye yayılmasından kaynaklı pek çok sebebi bulunabilmektedir. Bu nedenle her bel ağrısının en baştan dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Bel ağrıları için risk faktörleri

1. Kişisel risk faktörleri
a. Duruş bozuklukları
b. Aşırı kilo
c. Kas gücü zayıflıkları
d. Sigara içme
e. Genetik faktörler
f. Şeker hastalığı, kemik erimesi gibi ek hastalıkların varlığı
2. Mesleki risk faktörleri
a. Ağır kaldırma gerektiren işlerde çalışma
b. Devamlı eğilerek veya sabit durularak yapılan işlerde çalışma
c. Taşıt aracı kullanma gerektiren işlerde çalışma

Bel ağrılarında tanı

Bel ağrılarında tanı için hastaların şikayetlerinin dikkatli bir şekilde öğrenilmesi gerekir. Hastanın gece uykudan uyandıran ağrısı, sabah tutukluğu, istirahatle artan ağrısının varlığı hekimleri romatizmal ve diğer önemli hastalıklar açısından uyarır ve daha ayrıntılı tetkiklere yönlendirir. Ayrıca ağrının hareketle ilişkisi, hangi pozisyonlarda daha fazla olduğu, hangi pozisyonlarda azaldığı, öksürme-hapşırma ile ağrı varlığı, bacaklara ağrı yayılımı, bacaklarda ağrı ve uyuşukluk olup olmadığının öğrenilmesi de tanı için oldukça önemli veriler sağlar. Hastanın yaptığı işin de mutlaka öğrenilmesi gerekir.

Bel ağrılarının temel nedeninin anlaşılması için en önemli tanı aracı aslında muayenedir. Ağrının kaynaklandığı bölgeyi bulmak için kapsamlı bir muayene yapılması şarttır. Bu muayene belin eklem hareketini, etraf kasları, bel kaynaklı sinirlerin nörolojik muayenesini ve iç organ muayenesini gerektirir. Özellikle nörolojik muayene ile bel fıtığı, kanal daralması, bel kayması gibi bir durumdan kaynaklanan sinir kökü baskılarının varlığının doğru bir şekilde saptanması gereklilik halinde (kas güçsüzlüğü-kısmi felç) ameliyat kararı verilmesi açısından son derece önem taşır.

Muayene sonrası yine gereklilik halinde grafi, MR, tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden, sinirlerin durumunu tespit etmek için EMG’den ve romatizmal hastalıkların ayırılması için kan tahlillerinden faydalanılabilir.

Bel ağrılarında tedavi

1. Ağrının azaltılması için yapılabilecekler
-İlaçlar: Bel ağrılarında ağrının azaltılması için ilaçlar kullanılabilir. Bu amaçla ağrı kesici/antiromatizmal ilaçlar, kas gevşeticiler, yardımcı (adjuvan) ilaçlar, zayıf opioidler kullanılabilir. Bu ilaçlar ağızdan alınabileceği gibi dışardan sürülen jel/krem şeklinde de kullanılabilir.
-İstirahat: Bir diğer tedavi metodu istirahattir. Bel yük taşıyan bir bölge olduğu için bölgeden yükün azaltılması amacıyla istirahat uygulanabilir. Bu amaçla kısa süreli yatak istirahati, bel korsesi kullanımı önerilebilir. -Tamamlayıcı tıp yöntemleri: Bel ağrısını kontrol altına almak için tamamlayıcı tıp yöntemlerinden akupunktur, nöral terapi, ozon terapi, mezoterapi, proloterapi kullanılabilir. Kliniğimizde bu tedavilerden akupunktur, nöral terapi ve ozon tedavisi kullanılmaktadır. Bu 3 yöntem düşük yan etki profili, ağrıyı hızlı kontrol etme yeteneği ve bütüncül bakış açısı ile bel ağrısını oluşturabilecek diğer sistemlerin tedavisine de imkan sağladığı için tercih ettiğimiz yöntemlerdir.
-Fizik tedavi: Bel ağrılarında fizik tedavi araçlarının kombine kullanımı uzun yıllardır yapılan ve başarılı tedavi metodlarından olduğu için önerilmektedir. Kas spazmını azaltması, ödemi azaltması, kan akımını arttırması ile bel bölgesindeki ağrıyı kontrol altına alabilmektedir.
2. Bele binen yükün azaltılması Bel ağrılarında bele binen yükün azaltılması için önerilen yöntemlerden biri özellikle akut ağrılı durumlarda korse kullanımı ve yatak istirahatidir.
Bir diğer önemli yöntem kilo verilmesidir. Özellikle kilo fazlalığı yaşayan hastaların mutlaka kilo vermeleri önerilir.
3. Egzersiz ve bel koruma teknikleri Bel ağrılarında egzersiz akut dönem geçtikten sonra bir ilaç kadar etkili bir yöntemdir. Egzersiz ile amaç bel etrafındaki kasları güçlendirmek, spazm nedeniyle kısalmış kasları kısaltmak ve bağları germektir. Bu şekilde bel etrafında dengeli ve doğal bir korse oluşumu sağlanır. Bel ağrılarında bel bölgesine yönelik egzersizlerin yanı sıra aerobik egzersiz denen büyük kas gruplarının çalıştığı, kalp atım sayısı ve solunum sayısını arttıran egzersizler de yapılmalıdır. Bu egzersizler aynı zamanda kilo kontrolüne de katkı sağlar. Ayrıca mutluluk hormonu denen endorfinlerin artmasını da sağlayarak hastanın hem ruh durumunu düzeltir hem de ağrısını azaltır. Bu egzersizler koşma, yürüme, yüzme, dans gibi egzersizlerdir. Hasta hangisini daha çok seviyorsa onu yapmalıdır. Çünkü beklenen etkilerin oluşması için aerobik egzersizlerin en az 8 hafta yapılması gerekir. Vücut esnekliğini arttıran pilates, yoga gibi egzersizler de yapılabilir. Bu egzersizlerin yapılması sırasında ağrı oluşturan hareketlerden kaçınılması, egzersiz yoğunluğunun yavaş arttırılması önerilir. Hekim kontrolü dışında spor salonlarında yapılan egzersizlerde de ilgili spor hocasına durumun anlatılması, yine egzersiz yoğunluğunun yavaş arttırılması, uygun olmayan şekilde ağırlık kaldırmaktan kaçınılması, ağrı oluşturan hareketlerden kaçınılması önerilir. Bel koruma teknikleri, hem günlük yaşam aktivitelerini yaparken hem de mesleksel aktiviteleri yaparken uygulanmak üzere öğretilmelidir. Bu nedenle hastanın meslğini ve bu mesleği yaparken hangi vücut hareketlerini yaptığının öğrenilmesi gereğinde ergonomik düzenlemelere de gidilmesi, hastaların bu açıdan da uyarılması gerekir.